MHP’den Suriye’deki Gelişmelere İlişkin Kritik Uyarı
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, sosyal medya hesabından yaptığı dikkat çekici paylaşımla Suriye’deki kritik bir gelişmeyi gündeme taşıdı. Geçen yıl mart ayında Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan mutabakat için belirlenen sürenin, 31 Aralık 2025 itibarıyla sona erdiğini duyurdu. Yıldız, YPG/SDG’ye “10 Mart Mutabakatı”na uyması için tanınan sürenin dolduğunu belirterek, Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlılığının altını çizdi.
10 Mart Mutabakatı ve Süresi Dolan Yükümlülükler
Feti Yıldız’ın açıklamalarına göre, Suriye’nin geleceği açısından büyük önem taşıyan 10 Mart Mutabakatı, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi için bir takvim belirlemişti. Bu mutabakatın ana amacı, SDG’nin kontrolündeki sivil ve askeri kurumların merkezi Şam hükümetine entegrasyonunu sağlamaktı. Yıldız, mutabakatın sekiz maddelik olduğunu ve özellikle Suriye’nin kuzeydoğusundaki geniş alanları kontrol eden YPG/SDG’nin, bu anlaşmanın şartlarına uymakta başarısız olduğunu vurguladı. Terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı olarak kabul edilen YPG/SDG’ye verilen sürenin, Aralık 2025 sonu itibarıyla sona erdiğini net bir dille ifade etti.
YPG/SDG’nin Bölgedeki Varlığı ve Suriye’ye Etkileri
Yıldız, paylaşımında ABD ve İsrail tarafından desteklendiğini iddia ettiği terör oluşumu SDG’nin elebaşı Mazlum Abdi’nin, Suriye topraklarının yaklaşık üçte birini “işgal altında tuttuğunu” dile getirdi. Bu stratejik bölgenin, ülkenin en zengin petrol ve gaz yataklarına, Fırat ve Dicle nehirlerine kıyısı olduğuna, aynı zamanda verimli tarım ve hayvansal üretim kaynaklarına sahip olduğuna dikkat çekti. Yıldız’a göre, YPG/SDG’nin bu kritik alanları kontrol etmesi, Suriye’nin yeniden yapılanması ve kalkınması önünde ciddi bir engel oluşturuyor. Terör örgütünün bu kaynakları suiistimal etmesi, bölgesel istikrarsızlığı derinleştiriyor ve Suriye halkının geleceğini tehdit ediyor.
Feti Yıldız’dan İsrail’in Bölge Stratejisi Analizi: “Davut Koridoru” Tehlikesi
MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldız, açıklamasının devamında İsrail’in bölgedeki stratejilerine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. İsrail’in sürekli kaos yaratarak bölgedeki nüfuzunu artırmayı ve bölgeyi insansızlaştırmayı hedeflediğini belirtti. Bu hedefe ulaşmak için bazen doğrudan müdahale ettiğini, bazen de terör örgütlerini vekilleri olarak kullandığını öne sürdü. Yıldız, İsrail’in Suriye’de öncelikle PKK’yı destekleyerek örgütün alan kazanmasına hizmet ettiğini, ardından Dürzileri kışkırtarak Şam yönetimine karşı isyana teşvik ettiğini iddia etti.
Daha da ileri giden Yıldız, İsrail’in Şam’ı bombalayarak Cumhurbaşkanlığı sarayı, Genelkurmay Başkanlığı ve Savunma Bakanlığı binalarını hedef aldığını hatırlattı. Gazze’de uyguladığı saldırılara benzer bir senaryonun Suriye’de de yaşanabileceği ihtimaline dikkat çekti. Yıldız’a göre İsrail, Suriye’yi sürekli bombalayarak ve aynı zamanda isyancı grupları destekleyerek, Suveyda’dan kuzeydoğu Suriye’deki PKK bölgelerine uzanan “Davut Koridoru” adı verilen bir hat açmaya çalışıyor. Ayrıca Hermon Dağı’nı da işgal ederek Suriye’yi güneyden ve doğudan kuşatarak bu hattı Türkiye’ye kadar uzatmayı hedeflediğini iddia etti.
Milli Savunma Bakanı Güler’den Net Mesaj: Teröre Asla Geçit Yok
Feti Yıldız, paylaşımının sonunda Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in daha önce yaptığı “Hiçbir terör örgütünün bölgedeki faaliyetlerini devam ettirmesine müsaade etmeyeceğiz” açıklamasını hatırlattı. Güler’in, SDG’nin mutabakata uyması gerektiğinin altını çizdiğini belirterek, Bakan’ın şu sözlerine yer verdi:
- “Bu konuda devletimizin duruşu nettir ve hiçbir tereddüde yer yoktur.”
- “Başta PKK/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgedeki faaliyetlerini devam ettirmesine ve herhangi bir oldu bitti oluşturmasına müsaade etmeyeceğiz.”
- “Nihai hedefimiz, 86 milyon vatandaşımızın ortak temennisi olan terörün sona ermesi, terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesidir.”
Bu açıklamalar, Türkiye’nin terörle mücadeledeki tavizsiz tutumunu ve bölgesel barış ile istikrara olan bağlılığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Haber Al


































































































