• YARIM ALTIN
    20.705,00
    % 0,05
  • AMERIKAN DOLARI
    43,1388
    % 0,21
  • € EURO
    50,2459
    % -0,08
  • £ POUND
    57,9216
    % -0,16
  • ¥ YUAN
    6,1834
    % 0,30
  • РУБ RUBLE
    0,5484
    % 1,81
  • BITCOIN/TL
    3895832,522
    % -0,60
  • BIST 100
    12.200,95
    % 0,93

Çin’de Emlak Balonu Resmen Patladı: Pekin’den Veri Sansürü Hamlesi

Çin’de Emlak Balonu Resmen Patladı: Pekin’den Veri Sansürü Hamlesi

Çin’in devasa emlak piyasasında yaşanan çöküş, konut satışlarının rekor düşüşlerle seyretmesiyle iyice belirginleşti. Bu kritik tablo karşısında Çin hükümetinin, emlak sektörüne dair verilerin kamuoyuyla paylaşımını kısıtlama kararı alması uluslararası dikkatleri üzerine çekti. Uzmanlar, Pekin yönetiminin bu hamlesinin, derinleşen krizin hane halkı serveti ve ülkenin bankacılık sistemi üzerindeki yıkıcı etkilerini gizleme amacı taşıdığını ifade ediyor.

Krizin Kökenleri: Bir Balon Nasıl Oluştu?

Çin’deki emlak balonunun temelleri, 1998 yılında konut dağıtım sisteminin devlet kontrolünden çıkarılarak özel mülkiyete geçirilmesiyle atıldı. Bu dönüşümün ardından kırsal bölgelerden kent merkezlerine doğru yaşanan yaklaşık 500 milyon kişilik büyük göç dalgası ve devlet bankalarının cömert kredi politikaları, inşaat sektörünü benzeri görülmemiş bir şekilde büyüttü ve dev bir balonun oluşmasına zemin hazırladı.

Sarsılan Temeller: Batık Şirketler ve Kaybolan Servet

Yıllar boyunca Çinli aileler, birikimlerinin büyük kısmını daire alımına yönlendirdi; konut spekülasyonu adeta orta sınıfın zenginleşme motoru haline geldi. Ancak 2020 yılında yürürlüğe giren ve emlak geliştiricilerinin borçlanmasını kısıtlayan “üç kırmızı çizgi” düzenlemeleri, bu devasa balonun patlamasında bir kırılma noktası oldu. Bu düzenlemeler sonrasında Evergrande ve Country Garden gibi sektör devleri de dahil olmak üzere 70’ten fazla inşaat şirketi ya iflas bayrağını çekti ya da devlet destekli kurtarma operasyonlarına muhtaç kaldı.

Hanehalkı Servetinde Büyük Erime ve Ekonomik Yavaşlama

Konut piyasasındaki bu sert düşüş, hane halkı servetinde de büyük bir erimeye yol açtı. Barclays’in tahminlerine göre, konut değerlerindeki gerileme nedeniyle Çin’de 18 trilyon doların üzerinde hane halkı serveti buharlaştı. İnşaat sektöründeki belirgin gerileme, Çin’in genel ekonomik büyümesini de hedeflenen seviyelerin altına çekti. Bir zamanlar ülkenin gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) dörtte birini oluşturan emlak sektörü, ne yazık ki artık ekonomik büyümeyi frenleyen başlıca unsurlardan biri haline geldi. Şehirlerdeki fiyat düşüşleri de dikkat çekici boyutlara ulaştı:

  • Pekin ve Şanghay gibi birinci kademe şehirlerde konut fiyatları zirve noktalarından yüzde 10 geriledi.
  • Çengdu ve Dongguan gibi ikinci ve üçüncü kademe şehirlerde ise değer kaybı yüzde 30’a kadar yükseldi.

Boş Konutlar, Küçülen Nüfus ve Talep Sorunu

Yarım kalmış inşaat projeleri ve satışa sunulmasına rağmen alıcı bulamayan milyonlarca boş konut, milyonlarca haneyi “negatif öz sermaye” durumuna itti. Özellikle küçük şehirlerde, mevcut konut stokunun 3 ila 5 yıllık bir satış süresine denk geldiği tahmin ediliyor. Bu durum, piyasadaki arz fazlasının vahametini gözler önüne seriyor. Ayrıca Çin’in demografik yapısındaki değişim de talebi olumsuz etkiliyor. Ülke nüfusu 1,41 milyar seviyesinden gerileyerek uzun yıllar sonra ilk kez düşüş kaydetti. Özellikle konut alımında kritik öneme sahip olan 20-35 yaş grubundaki daralma, emlak talebini kalıcı olarak zayıflatan önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.

Pekin’in Kurtarma Stratejisi ve Gelecek Beklentileri

Çin hükümeti, geçmişteki hatalardan ders çıkararak yeni bir spekülatif balonun oluşmasını engellemek amacıyla geniş çaplı kurtarma paketlerinden kaçınıyor. Pekin yönetimi, bunun yerine emlak fiyatlarının kontrollü bir şekilde düşmesine izin vererek uzun vadeli yapısal bir dönüşümü hedefliyor. Mevcut durumda uygulanan destekler, mortgage faiz sübvansiyonları ve vergi indirimleri gibi daha sınırlı önlemlerden oluşuyor. Sektör analistleri, Çin konut piyasasının önümüzdeki 10 yıl boyunca durgunluk veya hatta negatif büyüme içerisinde kalabileceği yönünde tahminlerde bulunuyor. Bu durum, ülkenin ekonomik geleceği ve hane halkı refahı açısından önemli belirsizlikler yaratıyor.

Haber Al